​AVRUPA’DA SÖMÜRGECİLİK HAREKETLERİ

AVRUPA’DA SÖMÜRGECİLİK HAREKETLERİ

Avrupalıların Afrika kıtasına ilgisi 15 yy. başlarına rastlar. Bu tarihlerde ekonomik amaçlar peşinde kosan Avrupa, karadaki güçlü İslam devletlerine ve denizdeki Venediklilere rakip olmak için o zamanların en kuwetli deniz gücüne sahip olan Portekizlileri güneye doğru inmeye sevk etti. Portekizliler Sahra’dan Fas’a gelen ticaret yollarını ele geçirip oralara hakim oldular. Altın, baharat ve köle peşinde kosan Portekizliler, Afrika’nın Atlantik sahillerinden güneye doğru ilerlediler.

1484 yılında önce Altın Kıyısı’na, buradan da Angola’ya ulaşmalarından sonra doğu Afrika kıyılarına vardı (1488). Portekizli denizciler buldukları değerli madenleri ülkelerine taşımak amacıyla Afrika’nın hem batısındaki hem de doğusundaki sahillerde üsler ve antrepolar kurdular. Portekizlilerin hemen ardından bu sefer İspanyollar Afrika’nın batısındaki bazı adaları ele geçirip deniz ticaretinde birer üs ve depo olarak kullanmaya başladılar. Portekizliler 1 7 yy. İspanya’nın egemenliğine girdiler ve üstünlükleri giderek zayıfladı.

Ekonomik, stratejik ve ticarî amaçlarla Afrika kıyılarına yerleşen ve buralarda üsler, çiftlikler ve koloniler kuran Portekizlilerle İngiliz, Fransız ve Hollandalılar arasında 17 yy. başından itibaren rekabet başladı. Bati Afrika’dan Lizbon’a her yıl ortalama 700 kg. altın ve 10.000 kadar köle getirilmesi, diğer Avrupa ülkelerinin ticarî ve emperyalist duygularını tahrik etti. Avrupa’nın büyük ülkeleri bu nedenle özel şirketler kurup Afrika’nın sömürgeleştirilmesi hareketine katıldılar.

Bilhassa Portekizlilerle rekabet etmeyi amaçlayan Hollandalılar, kısa zamanda Portekizlilerin Bati Afrika kıyılarındaki değerli maden ve köle ticaretini ele geçirdi.

Avrupalılar Afrika kıyılarına ya zorla ya da yapılan antlaşmalar sonucu yerleştiler. Batı, Güney ve Doğu Afrika kıyılarında kendilerinin yerleşmelerine ve kanlı bir biçimde elimine edildiler.
İlk basta altın ticareti yapılırken 17 — 18 yy. da bunun yerini fildişil baharatı palmiye yağıve özellikle köle ticareti aldı. Köleler Sömürgeciler tarafından kıyılarda kurulan tarım işletmelerinde ağır şartlar alanda çalıştırıldılar. Ayrıca Amerika’dan ve Avrupa’nın değişik şehirlerinden gelen köle taleplerinde Sömürgeci güçler cevap verebiliyorlardı. Batı ve Güneybatı Afrika  kıyılarında köle pazarları kurularak buradaki limanlardan Amerika ve Avrupa’ya köle yükü gemiler gönderilmeye başlandı.

17 —18. yüzyıllarda kurulan Hollanda, İngiliz, Fransız, Danimarka ve İsveç şirketlerinin en  önemli faaliyeti köle ticareti oldu.

Amerika’nın sömürgeleştirilmesi, bu ülkeyle ve Hindistan ile düzenli bir ticarî ilişkinin ması Avrupa’da edebiyat ve sanat alanındaki Rönesans’ın oluşturduğu ölçüde ve biçimde bir etkiyi iktisadî, siyasi, hatta kültürel alanlarda da gerçekleştirdi.

Her şeyden önce, modern kapitalizmin temeli olan ticari kapitalizmin doğduğuna işaret etmek gerekir. Sömürgeci büyük ülkelerin (özellikle İspanya ve Portekiz) taşınır mallan geniş ölçüde artmıştı. Kral, milletlerarası mübadeleden devletin en önemli gelirini meydana getiren vergiler alıyordu. Sömürgelerin zenginliğine olan sınırsız güven, anayurt nüfusunu tembelliğe sürükleyerek, sonunda İspanya ve Portekiz’in yıkılmasında başlıca sebeplerden biri olacaktı.

Genel zenginleşme, iktisadî anlayış değişikliği getirdi; bu da merkantilizmin doğuşuna yol açtı; Burjuva sınıfının ve belli ölçüde sıkıntısız bir köylü sınıfının gelişimil bu evrimin en belirgin işaretleri oldu. Her iki sınıf da bir ölçüde toprak ve soylu tımarlar satın almak, yavaş yavaş sosyal durumlarını düzeltmek yoluna girdi.

Avrupa’nın ticari merkezi olarak Akdeniz’in bir yana itilmesi ve Atlantik yoluyla bağlantının artan önemi, Latin dünyasının anglosakson dünyası yararına çöküşünün başlangıcını bildirir.

Cevap